Kayıtlar

KENDİME DÜŞÜNCELER

    Masaya oturduğumda kendime, "Uzun zamandır blog yazmıyorsun, bugüne kadar sende olan bitenleri şöyle bir toparlayıp bakıver" dedim. Yaşanmamışlıklar, ertelediklerin, ruh ve bedene vaktinde alamadığın şeyler misali insanın kapısına dayanan alacaklılar gibi bir şeylerle geriye bakmak.    "Huzurum sahiden yerinde" desem veya "Huzursuzum" desem, her ikisini de hangi argümanlarla açıklayacağım? Benim bu hallenmelerimi dikkate alan var mı ki. Bu bir soru değil, söyleniş. Bir mahkeme bir çocuğun... yetiştirilmesiyle ilgili... herhangi bir hususta karar verirken öncelikle "çocuğun refahını dikkate alacaktır," der çocuk yasasında bir madde. Başkalarının dikkati bende olmalı bu durumda. Fakat kendim kendime hangi dikkatte ve ne haldeyim?    Karşıdaki inşaat vinç operatörü her gün birkaç defa kule vince inip çıkıyor, yükleri evlerin arasındaki yoldan alıp inşaatın içine taşıyor. Sabahtan akşama haftanın beş günü bu böyle. Karşı kaldırımdan hastaneye çal...

KENDİME BAKABİLDİĞİM ORANDA ALEMDE HER ŞEY TANIDIK

  KEND İ ME BAKAB İ LD İĞİ M ORANDA ALEMDE HER Ş EY TANIDIK                  Doğanın içinde doğayla nasıl çalışırız ve karşılıklı nasıl anlayış sahibi oluruz konusunu irdelemek istiyorum. Bu yazıyı bu maksatla yazdım. Anton Çehov ile Lev Tolstoy bir kır gezisinde gördükleri bir at üzerine konuşurlarken, Tolstoy’un, güneşi, toprağı, çimeni, çiçeği atın hisleriyle anlatması üzerine Çehov, “Bundan önceki yaşamında at olarak yaşamış olmalısın” deyince, “Kendime bakabildiğimden beri alemde her şey tanıdık” der Tolstoy.                Ne yapıyorsak yapalım, kendimize bakabilmeyi doğanın içinde olarak, hafızalarımızda izleyerek, öğrenerek, işleme ve anlayış pratikleri yaparak tanıdık hale getirebiliriz.                “Hiçbir şey yerinde durmuyor; değişim ve dönüşüm b...

31 Mart 2024 Yerel Seçimleri Ardından

31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinin ardından 2 analizi Bloguma almak istedim.  Bunlardan birincisi, Ekonomist-Yazar Mahfi Eğilmezin açıklaması. “1. Enflasyonun yüksekliği ve hayat pahalılığı, gelir dağılımının iyice bozulmasına ve orta sınıfın çökmesine yol açtı. Ekonomik gidişin giderek bozulması seçmenin desteğini çekmesi sonucunu getirdi. 2. Kendilerine tanınmayan hakların çok sayıda sığınmacıya tanınması vatandaşların başkaldırmasına yol açtı. 3. Başkanlık sisteminin tek adam rejimi haline gelmesiyle tek kişinin kararlarının düzeltilmesi imkanı kayboldu. Oysa sistem değişikliğine gidilirken tam tersi vaat edilmişti. 4. Giderek artan yolsuzluklar, kamu kesimindeki israf seçmeni iktidara bir ders vermeye yöneltti. 5. İktidarın, Atatürk karşıtlarına gösterdiği hoşgörü ve yakınlık seçmeni iktidara dur demeye itti. 6. Hukukun giderek askıya alınması, laikliğin tehdit edilmesi insanları iktidar partisinden soğuttu. 7. CHP, çok iyi çalıştı, doğru adaylar çıkardı, yaklaşıml...

ZAAFLARI OLAN DİNGİLDİK İŞTE

     19 Mart 2024    ZAAFLARI OLAN DİNGİLDİK İŞTE     Kendime üzülerek bir yazı kaleme almak istedim.    Biliyorsunuz, bizde hükümetler genç işsizliği azaltmak için fabrikalar kurmak; teknolojik gelişmeler yapacak alanlar açmak; üniversiteleri dünya sıralarında ilk 10’a sokmak; kırsal kalkınma projeleri yapmak gibi ciddi işlerle uğraşmak yerine, işçi ve memurlarını yaşça erken emekliye göndererek yeni yetmeleri o masalara yerleştirerek yandaş toplamak gibi bir şey yaptıklarını sanırlar. Nihayetinde oy devşirmektir bu. Aynen gecekondu sahalarını görmezden gelme veya kaçak yapılara ruhsat verme gibi. Böylece ucuza emekli edilen insanlar ikinci iş kaparak hükümetin bu numarasını boşa çıkarmış olur. Kimi taksicilik, kimi pompacılık, kimi bar önlerinde özel güvenlikçi olur. Bir kısmı da kahvelerde okey ve piştiye veryansın eder. Genelden bahsediyorum. Bazı emekliler elbette STK’larda, derneklerde, doğa koruma işlerinde canla başla çalışırlar. Sa...

YAZMA İŞİ

   YAZMA İŞİ    Gezgin Mimar Aydın Boysan’ın yazmak çocukluk hayalidir. “Mutluluk düşüdür” kendi deyimi ile. Hasan Pulur bir gün Hürriyet Gazetesi’nde ona “Haftalık mizah yazılarına” başlama fırsatı sunmak için Aydın Boysan’ın evine gelir sohbet arasında bu teklifi de yapar.    Aydın Boysan, “Yazamam ne yazık ki… Dertler beni esir aldı… Kendime sahip değilim…” der.    Hasan Pulur onu sabırla dinler uzun uzun. İki saat sonra bir formül bulunur: “Sana dertlerine karşı koyma gücü verebilecek tek çare, kendini yazma uğraşına vermendir” der.    Aydın Boysan’ı kurtaracak yol buydu. Olay onun zihninde ona güç verecek ışıklar çaktırmıştı. Kabul etti ve başladı.    Kendi adını sabah erkenden gazetede gören Aydın Boysan pek sevinir. Yazmaya daha bir heveslenir. On yıl süresince yazar. Bu yirmiye yakın kitabın yazılmasını da tetikler.    Üniversite hazırlık dönemimde olmalı, ben de Cumhuriyet Gazetesi Okuyucu Köşesi’...

MAKARAYI GERİYE SARMAK

     MAKARAYI GERİYE SARMAK    Bugün akşamüzeri Strasbourg’da L’Orangerie parkında gezinirken leyleklerin ağaçlar üzerindeki geçen yıldan kalan yuvalara tünediklerini, gagalarıyla “tak tak” şakıyarak aşk oyunları oynadıklarınına şahit oldum. Yuvaları erken kapan yaşıyordu. Yuvayı başkalarına çaldırmamak da önemliydi. Çoğu yuva geçen yılın rüzgar, yağmur ve başka konakçıları tarafından tahrip olmuştu elbette ve onların hızla onarılması gerekiyordu. Yuvayı her iki leyleğin birden terk etmesi yuva hırsızlarına karşı olmazdı, biri beklerken ötekisi taze çalı çırpı bulup, gagasıyla yuvayı yumurtaların sıcaklığı ve hijyeni için büyütmeli idi. Bu hakikaten sabır işi. Leyleklerin havada gagalarında uzun ağaç dalları taşıdığını gördükçe bir taraftan fotoğraflarını çekmeye çalışıyordum. Olan bitenler evimize çok yakın çınarlı yol ağaçlarının tepesinde ve parkın içinde gerçekleşiyordu. Geçen yıl da aynı idi, evvelsi yıllarda da bu sabırlı telaş.    Evimizin y...