CEMAL SÜREYA
CEMAL SÜREYA 
Bireşselleşme isteğimiz bizi başıboş ilerleme ve gelişime yönlendiriyor. Şairlerimiz, yazarlarımız, heykeltraş ve opera sanatçılarımızla... birlikte, yani sanatın içinde kalmak hakikaten etik bir kod oluşturmayı gerektiriyor.
Yıllardır ayağımızın altına muz kabuğu konmuş halde bu alanda da dikkatle geziniyoruz çok şey kaybederek ve emek vermeden yapmaya çalışarak.
Mutsuzluğu mu, mutluluğu mu arıyoruz, gerçekten bu yıkımın içindeyken ayrıca çaba göstermek daha değerli oluyor, anlam kazanıyor.
Yine bir Whatsapp sohbetinde arkadaşlarımızdan Özlem'in Cemal Süreya etkinliğindeki paylaşımından güç ve feyz alarak, bu şairimize dönük içimdeki duyguları yazarak anmak istedim bu Blogumla. Çok önemli bir yazı olmayacak, bir kadeh şarap bitene kadar sürecek. Üzerime vazife alarak görmezden gelmek istemedim. Mutluyum.
Diğerleriyle bağlantıda olduğumuzda bütün oluruz. Bunu başardığımızda sonsuzluktan, bu dünyadan göçmüşlerden de bir yudum alırız. Onu yapacaktım, bunu yapacaktım diye de kendimizi sürekli aç hissetmeyiz. Zihnin dengeliliği; kaynaktan ihtiyacımızın ne olduğunu belirleyip, bize veremeyecekleri şeyleri istemeyip, verebileceklerini hesaba katıp, bunlar da onların eserleri oluyor, onları onurlandırarak, sadakat göstererek, fikirlerini -bu yazıyla- paylaşmaktan geçiyor.
Keşişler, şairler gerçek ve aşkları üzerine düşünüp içsel güçlerini işlemek için zamana ihtiyaç duyarlar ve toplumdan bir süre uzaklaşırlar. İnzivadan indiklerinde onları genelde cana yakın, güzel yüzlü ve nazik görürsünüz. Çünkü kendileriyle ilgilenmek için bolca zaman harcamış ve de ruhlarını doyurmuşlardır.
Cemal Süreya kendine münhasır kişiliğiyle, sade bir yaşamın içinden konuşur gibi şiirleriyle bize seslenir. Ben bundan doyum alırım. Rahatsızlıklarıyla yüzleşmiş ve yalnız olmakla ilgili bir problemi de yoktur. İşte olay burada; iki söz ile gerçek hazine olan cümlesini nazikçe söyler, kenara çekilir sigarasıyla. Bu sade sözü bana uğultu gibi gelir. Şairin gücü bu olsa gerek.
Cemal Süreya, ev geçindirir, çocuk büyütür, eşi vardır, aşık oldukları kadınları da. 1931 Erzincan'da doğup, 1990'da İstanbul'da ölür.
Ben buraya uzun şiirlerini alamadım. Kısa ve vurucu söylemlerini yazdım. Bu blogla siz de onu sevin. O yaşam kavgasını kaybetti, siz henüz sağlıklı iken.
Şimdi sözü ona bırakalım:
*Belki bir kitabın aynı sayfasında ağlamışızdır. İşte bu haberimiz olmadığı halde dünyanın en güzel karşılaşması olabilir.
*Okyanusta ölmez de insan, gider bir kaşık sevda da boğulur.
*Peki ya sizin hiç fotoğrafını açıp yüzünün en ince ayrıntısına kadar incelediğiniz oldu mu?
*Nasıl bir his biliyor musun? Oda çok geniş ama sığamıyorsun; bak kapı orda ama çıkamıyorsun; pencere açık ama nefes alamıyorsun.
*Adam kadını özledi, başka bir kadına sarıldı. Kadın adamı özledi, yokluğuna sarıldı.
*Bazı adamlar incitmeden sevemezdi. Kırardı, dökerdi, yangınlar bırakırdı arkalarında... Bazı adamlarsa, tüm geçmişi unutur, parmak uçlarından öperdi.
*Seni saklayacağım inan, yazdıklarımda, çizdiklerimde, şarkılarımda. Sözlerimde sen kalacaksın kimse bilmeyecek, ve kimseler görmeyecek seni, yaşayacaksın gözlerimde.
*Önemli olan hastalıkta sağlıkta değil, yalnızlıkta yanımda olman.
*Dokunulmasa da, görülmese de kalpte yer verilir bazısına nedensiz.
*Sen belki de bir resimsin ne haber, kırmızı bir beykozun yanında duruyorsun, yapan bir de ağaç yapmış yanına, dallarına konsun diye kelimelerin.
*Hiç kimseyi rüyanda görecek kadar sevme. Çünkü o zaman uyusan da geçmez.
*Kimse benimle oynamıyor diye ağlayan çocuk! Sen büyü hele, bak ne oyunlar oynayacaklar seninle.
*Güzel hayat isteyen güzel insan biriktirsin.
*Gelmesen önemli değil, gelsen önemli olurdu.
*Yaşlanıp öyle kolkola yürüyelim mi? Ne güzel yaşlanırsın sen.
*Ruhumuzda çiçek yeşerten insanları, gönlümüzün neresine sarsak da saklasak?
*Kuşlar toplanmışlar göçüyorlar, keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
*Umulmadık bir gün olabilir bugün. Bir çay söyle yağmurların kokusunda.
*Dedim ya eylüldü, savruluşu bundandı kimsesizliğmin.
*Baktım sana kızgın değilim, kırgın değilim, dargın değilim. Kısacası ben artık sana hiçbir şey değilim.
*Ne güzel adamlar var seven, özleyen, bekleyen, ihanet nedir bilmeyen, aşık olabilen. Ve bir de kadınlar var böylesi adamlara denk gelmeyen.
*Zaman lazım sadece, unutacaksın! Nasıl unuttuysan çocukluğunu, kırılan oyuncaklarını. Kırılan kalbini de öyle unutacaksın.
*Umut belki de gelecek sayfadadır. Kapatma kitabı.
*Adamın nedenleri vardı, kadının beklentileri. Olmadı, olamazdı.
*Dilsizdir benim acılarım. Konuşmazlar kimseyle, sadece benim içimi acıtırlar, hiç hak etmediğim halde.
*Sevmek güzel meslek, ama zor. Can dayanıyor dayanmasına da ama yürek gitti gidecek.
*Üzecekler seni, çok üzecekler. Aklına o zaman geleceğim işte.
*Üşüdüysen söyle sevgilim. Seni bir kat daha seveyim.
*Gitmekle gitmiş olamazsın; gönlün kalır, aklın kalır, anıların kalır.
*Ben hala her şeyi sana anlatacak gibi biriktiriyorum.
*Yoklama alıyorum sessiz olun! Kaygı? Burda. Hüzün? Burda. Yalnızlık? Burda. Mutluluk?.. Mutluluk?..
*Belki o her şeye değecek kadar değerli senin için... Ama sen de, onun için kendini hiç edecek kadar değersiz değilsin.
*Çünkü ne kadar mutlu ettiysek o kadar yalnız kaldık.
Sevgi ve saygıyla kalın.
Yorumlar
Yorum Gönder