2022 ... SİZ ELLERİNİZDESİNİZ

    2022 SİZ ELLERİNİZDESİNİZ

    Strasbourg'dan merhaba. Önümüzdeki yıl geçen yılı aratmasın; daha iyi olsun. İyi insanlarla karşılaşalım ve el birliğiyle iyiliği çoğaltalım. 
    Altın bulacağız diye hektarlarca ülkemin can ormanları yabancı şirketlere 49 yıllığına veya 99 yıllığına peşkeş çekilmesin. Ormandaki yaşam kaynağı olan ağaçlar, çalılar kesilmesin. Toprak üstündeki ve altındaki milyarlarca canlı yok edilmesin. Aynı şekilde ormanlarımız yanmasın. Yandığında çözümün ne olduğunu bilerek yangın söndürme uçaklarımız vaktinde hangardan kalksın, yeter sayıda olsun, olmadığında bu erken fark edilip, yangın başlamadan önlemleri alınsın. Yangında her şey ayır cayır yanarken, vatandaş canhıraş çalışırken, malını ve canını kurtarırken, politikacılar pişkin pişkin konuşmasın, yangının bitmesini beklemesin söndürmek için. 
    Dere yataklarına evler yapılmasın, bu rantlar için ruhsatlar verilmesin. Sel alıp götürdüğünde de mahkemeler para ve oy rüşveti yiyenleri cezalandırsın. 
    En sondan başladığıma göre, hazine de boşaltılmasın. Kefen parası bir kenara ayrılsın. Bankalar halkı soymasın, buna izin verilmesin. Halkın parasına ve altın tasarruflarını ele geçirmek için oyunlar kurulmasın.
    Gençlerin önü kesilmesin. Yaşlılar gençlere saldırmasın. Onları anlamaya çalışsın. Anlayamıyorlarsa sorsunlar, iki tarafın birbirini nasıl algılaması gerektiğini kavrasınlar. 
    Kadınlar ezilmesin, sıkıştırılmasın, farkı aidat ve kimliklere itilmesinler. Çocuklar da öyle. 
    Dincilik dursun. Herkesin birbirine kardeş olduğu din yoluyla değil insanlık yoluyla anlatılsın. Herkesin birbirinin yoldaşı olduğu bilinsin. Sadece müminler değil, dünya insanlarının kendi aralarında birbirlerine karşı son derece merhametli olmaları gerektiği, herhangi bir tarikata, bir meşrebe, bir dine, bir guruba göre biçilmesin. 
    Din siyasete alet edilmesin. İki tarafın da birbirini nasıl hissettiğini, nasıl algıladığını düşündüğünüzde, kavga mı ediliyor yoksa birleşiyorlar mı? Din üzerinden insanlar birbirini yumruklamasın, pataklamasın söz, yazı ve başka söylemlerle. Sevgi bağı vermesi gerekirken, bizleri çatıştıran bir anlayışa bürünmesin. Bu yol üzerinden tartışmalara girenlere izin vermeyin. Hiddetli din ideolojisi ile refleks geliştirenlere yüz vermeyin. Gitsin kendi hayatını yaşasın. Dalaşmasına izin vermeyin. Sizin seviyenizi düşürmesine izin vermeyin. Nihayetinde dinin sahibi o değil, Allah'tır. Özellikle din ticareti yapan argümanlarla üzerinize geldiğinde, bunu Allah takdir edeceğinden, sizinle saçma sapan söylemlerle ilişkiye girenleri uzaklaştırın kendinizden. Herkes iyilik adına kendi bir şey üretir, ahlaksal zihne herkes kendi sahip olabilir... Kibirli insanlar, kibirli dindarlarda bu gibi birçok olumsuz şey birikir. Sizleri tartışmalara çeker ve bu yolla haz alır. Gerektiğinde, kendi çıkarı için sizi din adına soyar soğana çevirir. Dini meseleler üzerinden kavga etmeye gerek yoktur. Edeple, kendinize dönük olarak yaşayın. Kibirli dindarlar lafazandır, ağzı iş yapar, ruhen zayıf olanları arar bulurlar. Kendindeki bir kusuru kompleksiyle atmaya çalışır. Hiçbir zaman bir motivasyon unsuru değildir. 
    Okuyun. Karşılaştırmalı okuyun. Hem de güncel kalarak okuyun. Sadece yerel edebiyatı değil, ulusal ve uluslararası boyuta taşıyın kendinizi. Yazın. Okumayı tamamlar bu. Çizin. Yazmak ve okumak buraya taşınırsa zihniniz daha iyi açılır. 
    Bir kütüphaneniz olsun. Mesela 30 yaşındaysanız en az 1000 kitaplık. 40 yaşındaysanız 1500 mesela. 50 yaşındaysanız 3000 kadar. 
    Dil bilmiyorsanız, ufaktan ufağa bir şeyler öğrenin. İşinize yarama da 100-200 kelime. Bir merak olmuş olur. Biraz birşeyler biliyorum havasına.
    Mektup yazın. Sevdiklerinize veya çocuklarınıza. Kendinize de yazın. Kalemle barışık olun. Defteriniz olsun cebinizde. Ara sıra duygulanırsınız. Ben duygulanmam, iki satır bir şey de yazmadım, yazamam demeyin. Bu biraz ağır laf. O zaman nasıl sevdiniz nişanlınızı, evlilik nasıl gidiyor?
    Aydınlara sahip çıkın. Bilerek sahip çıkın. Onlar siz uyurken, tembelken, ortaya düşen sorunlara gönüllüce atılırlar ve kimse görev vermemişken toplum adına sorumluluk alırlar. Onları sosyal platformlarda incitmeyin, emeklerine kıymayın. 
    Hayat amacınızı bulun. Bulmaya çalışın. Bu yolda olun. Hayat amacı insanların gözüne ışık getirir. Hayat amacınızı kimse size öğretemez. Mesela, ülke her yıl Kıbrıs kadar toprak kaybediyor erozyon ile. Bunu Hayrettin Karaca bildi. Ömrünü buna adadı. Elinden gelenin en iyisini yaptı ve binlerce insanı ardından sürükledi TEMA Vakfı ile. Hayat amacını bilmeyen milyonlar var ülkelerde. Hayat amacını bilenler elini kaldırsın? 
    Toprakla barışık yaşayın. El verin sizin toprağınız yoksa başka çalışanlara. Üretin biraz. Hasada gidin başka bir şehre. Doğadan kopmayın. Doğayı sadece yürüyerek, bakarak, fotoğraflayarak tanımayın. Biraz dendroloji bilin. Flora, Fauna mesela. Neler olup bitiyor kutuplarda?..
    Turizmi sevin. Başka ülkeleri merak edin. Yıllık planlarınız olsun başarsanız da başaramasanız da. Belki bir fırsat çıkar. İlgisiz kalmayın. İlgili olanlara takılın, oradan bir fırsat çıkabilir. 
    Gelecek hayaliniz var mı? Gelecek hayalinize ulaşmanıza gerek yok, o yolda olmak gerek. Gelecek hayalinize çok erken yaşta ulaşmayın, sonra yapacak bir şeyiniz kalmaz. Babaları tarafından geleceği hazırlanan çocukların pek çok hayali kalmayabilir. Emek verin kendi geleceğiniz için. Yıldızlara dokunamazsınız, ama onlar ileride, karanlık bir gecede size yardımcı olur. İnanın. Hayalinize inanın. İnanç görünmeyene inanmaktır. Görünmeyene inanıyorsanız, başkalarının göremediklerini görürsünüz. Ahmet Şerif İzgören'den öğrendim bunu. 
    Değerleriniz işe yarar. Hayat ile ilgili kararlarınızı kolaylaştırır. Değerler alt alta yazıldığında bir anlamı olmalı. 
    Emeğinize değer verin. Sizinle dalga geçenleri erken fark edin. Sizin hayatınızla dalga geçenleri diyorum, aldırmayın. Başkasının ayakkabısı içinde hissetmeyin kendinizi, kendi ayakkabınızı yapmaya çalışın. Zekanıza inanın.  Nereye gideceğinizin emeğini verin. Nereye gideceğinizi bilmiyorsanız ne şekilde emek vereceğiniz, hangi yola gireceğiniz önemli olmaz değil mi?
    Etrafınızdaki kedi, köpek, kuş, taş, dere, su, odun, çöp kovası, bank, uçuşan bir naylon, hırlı hırsız... hepsine saygı duyun ama aldanmayın. Zarar verenler olacaktır, tedbirinizi almaya bakın. 
    Başkalarının yarışına girmeyin. Kendinizi tanıyın, hedeflerinizi koyun. 
    Sağlam bir kişiliğiniz olsun. Herkes zati zeki! Dürüst, inanılır, güvenilir olun. Ülkemiz dünya yolsuzluk listesinde kaçıncı? Neden böyle acaba? Ülkemizde rol yapan çok insan var. Bunu söze söyleyebilirim. Yüzünüze iki tane maske takmak zorunda kalırsanız, bir süre sonra hangi maskenin gerçek olduğunu unutursunuz. Kendimiz gibi olma ihtimalimiz var. 
    Kimsenin hakkını yemeyin. 
    Yeni arkadaşlar edinin. Çekinmeyin. Birilerini çay-kahve içmeye, yemeğe davet edin. Kendinizi davet ettirin. Lak lak ile geçmesin bütün zaman. Anlatacağınız bişeyler olsun veya meraklarınız...
    Dert denen şeyin ne kadar dert olduğunu bir kez daha düşünün yeni yılda. Seçeneklerinize bir bakın. Karanlığa küfretmeyin, güneşe yürüyün. 
    Ülkede herkesin derdi vardır. Bizim ülkemiz niye böyle? Senin dertlerin ne? Otur listele. Kişisel gelişim kitaplarını okuyun! Bu şakaydı. Oradan dert edinmiş olmayasınız? Filozofları dinlemek daha iyi. Onlara kulak verin.
    Parayı fark edin. Para konusunda mücadeleci olun. Ne kadar yeter, diye sorunuzu da sormayı unutmayınız. Aklınızdan geçenleri ben bilemem. Şov yapmayın. Gerçek ihtiyacınızı aşağı yukarı belirleyin. Fazlasının pek önemi yoktur. Bütün mücadele ruhunuzu paraya yönetmeyin. Parayı çok kazandığınızda korkularınız artabilir. 
    Kariyeriniz ve mücadele ruhunuz yeni yılda iyi olsun. Ama kendinizi harap etmeyin. 
    Zeka dünyadaki bütün insanlara eşit dağıtılmıştır. Buna inanın. Türk Milleti acayip bir zekalıdır diye kendinize gaz vermeyin. Ben buraya duyduğum bir soruyu yazayım size: "Jennefer'in babasının 5 kızı vardır. 1.kızı Lala, 2.kızı Lulu, 3.kızı Lele, 4.kızı Lili dir. 5.kızının adı nedir? Babanın mantık sırasını kaçırmayın. 
    Elbette daha çok şey söylenir ama bu kadarı yeterli. Ben 365 günümü anlam vererek ve farkındalıkla geçirmeye çalışırım. Size yaptığım tavsiyelerle yaşamaya çalışırım. Unutmam kendimi, salmam kendimi. Bu bir yaşam heyecanı ve ben burada mutluyum. Bana, sen ne yapıyorsun, derseniz diye bu paragrafı koydum buraya. Mesela, yazılmakta olan on tane kadar defterim yanıbaşımdadır. İlgili konularımı okur, kitaplarımı okur, buralara notlar düşer, kurgular, paylaşırım blogumda. Defterlerim doldukça kitaplarım gibi oldu. Resimlerle dolular, çizgilerle, sorular ve cevaplarla. Yazmak benim hobim değil, ilacım. Yazmadan bir tek gün geçirirsem eksilirim. Okumadan da. Masa başında günde 3-4 saat geçirmeden olmaz. Doğan Cüceloğlu derdi, aklımdaki 3.000 konuyla uğraşırım. Ben de söyleyebilirim ki; aklımdaki en az 200 konuyla uğraşırım ve bunlara sürekli eklerim. Çözüm ve son yoktur. Merak ve ilgilenme vardır. 
    2022 benim için de kendimi dalgaya almadan, sağlık ve mutlulukla geçsin. Kimle iletişim kurduysam, ikimize de faydalı olsun.

    Özetle:
    Çıkar ilişkisiyle yaşamayın.
    Mutlaka yaratıcı bir yol bulursunuz kendinize.
    Sistemden kendinizi kurtarın.
    Algı yönetimine dahil olmayın.
    Dini şeylerde kendinizi sorgulatmayın.
    Toplumun belirlediğinde olmayın.
    Kendinize yetmez olun.

    Sizin ellerinizde.. 
    Siz ellerinizdesiniz.
    Son sözüm hemen üstteki.

    
    













    

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KENDİME BAKABİLDİĞİM ORANDA ALEMDE HER ŞEY TANIDIK

YAZMA İŞİ

GEÇEN GİDEN BİR HAYAT VAR